Telaşsız Bir Gün
Güne kendi ritminizde uyanın. Suyun renginin sizi büyülediği yerde demir atın. Ne bir alarm ne de bir plan. Teknedeki tek saatiniz gün ışığı — ve onun da hiç acelesi yok.
1939'da kök salan bir gelenek. Zamanın dokunmadığı bir felsefe.
Blue Voyage bir ürün değildir. Edebi bir mirastır.
1939 yılında, Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Türk yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı, bir avuç sanatçıyla birlikte ahşap bir kaığa bindi ve Bodrum'dan yelken açtı. Belirli bir varış noktası yoktu. Zaman çizelgesi yoktu. Yalnızca kıyı, suyun değişen rengi ve ancak açık denizin yaratabileceği sohbet vardı. Bu hareket etme biçimine Mavi Yolculuk — Blue Voyage adını verdi.
Sonrası, yeni bir akımın doğuşuydu. Bir nesil Türk şairi, ressamı ve yazarı; Ege'yi yalnızca bir fon değil, başlı başına bir özne olarak keşfetti: Karadan yolu olmayan kireçtaşı koylar, yalnızca denizden ulaşılabilen Bizans limanları, suyun hemen üzerinde sarp kayalara oyulmuş Likya mezarları... Kıyılar, artık yalnızca tekneyle gelenlerin okuyabileceği gizli bir kütüphaneye dönüşmüştü.
Blue Voyage'da bu geleneği miras aldık. Aynı sular. Aynı soru: renk nerede son buluyor?
Güne kendi ritminizde uyanın. Suyun renginin sizi büyülediği yerde demir atın. Ne bir alarm ne de bir plan. Teknedeki tek saatiniz gün ışığı — ve onun da hiç acelesi yok.
Altı bin yıllık liman kasabaları, Bizans kuleleri, Likya kaya mezarları ve Osmanlı kervansarayları... Tümüne yalnızca denizden ulaşabilirsiniz. Burada tarihin bilet gişesi yok. Sadece sağlam bir halat ve iyi bir çapa.
Bodrum ve Bozburun ustalarının elleriyle Türk karaçamından inşa edilen gulet, bir tekne değil — yüzen bir oda. Güvertesi yoga yapacak kadar geniş. Kıç tarafı dalış yapacak kadar alçak.
Sabahın avı, güvertede ızgara. Son köy pazarından toplanan otlar. Koyun üzerindeki zeytinliklerden gelen zeytinyağı. Denizde yemek bir hizmet değil — bir olaydır ve arka plan her zaman evin en iyi masasıdır.
Kaptan, şef, miço — turkuaz kıyıların her koyunu ezbere bilen ve her şeyden öte, sizi ne zaman sessizliğinizle baş başa bırakacaklarını çok iyi anlayan üç kişi.
The gulet — Fransızcadan goélette, Bodrumlu ustaların ellerinde yeniden hayat bulan, iki ucu sivri ahşap bir teknedir; gücünü Anadolu çamından oyulma sağlam omurgasından alır. Gövdesi siyah veya cilalı, güvertesi tik ağacının pürüzsüzlüğünde ve alabildiğine geniştir. Aşağıya indiğinizde sizi açık renk ahşapla bezenmiş, tiril tiril ketenlerin serili olduğu ve her lombozdan içeri süzülen deniz meltemiyle serinleyen kamaralar karşılar.
Hızlı değil. Olması da gerekmiyor. Gulet, hatırlanmaya değer bir günün ritmiyle süzülür; sabahın ilerleyen saatlerinde usulca demir alır, öğleden hemen sonra yepyeni bir koya varır ve dipteki kumda yatan demiri görebileceğiniz kadar berrak sularda dinginliğe bırakır kendini.
Filoyu İnceleyinBelirlenmiş bir program yok. Ama günler genellikle şöyle ilerliyor:
Denizin acelesi yok. Sizin de olmasın.
Blue VoyageTürkiye'nin Likya kıyısında iki sığınak daha — guletimizle aynı özenle kürate edilmiş huzuru paylaşan, çam ormanları ve Akdeniz ışığıyla çerçevelenmiş.
Yolculuk tasarımcılarımız, size özel deniz seyahatinizi ilmek ilmek işlemeye hazır; tekne, rota, mürettebat ve aradaki tüm ince detaylar.